YUNUS EMRE1238-1321
HAYATI
Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden ve Türk dili ve
edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre'nin hayatı
ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yunus'un bazı mısralarından,
1273'de Konya'da ölen, tasavvuf edebiyatının büyük ustası Mevlana
Celalettin Rumî ile karşılaştığı anlaşılmaktadır; buradan da Yunus'un
1240'larda ya da daha geç bir tarihte doğduğu sonucu çıkarılabilir.
Bilinen hususlar onun Risalet-ün-Nushiyye adlı eserini H.707 (M.1308) yılında
yazmış olması ve H.720 (1321) tarihinde vefat etmesidir.Böylece H.638
(M.1240-1241) yılında doğduğu anlaşılan Yunus Emre XIII. yüzyılın
ikinci yarısıyla XIV. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır.Bu çağ,Selçukluların
sonu ile Osman Gazi devrelerine rastlamaktadır.Yunus Emre'nin şiirlerinde bu
tarihlerin doğru olduğunu gösteren ipuçları bulunmakta; şair, çağdaş
olarak Mevlana Celaleddin,Ahmet Fakıh,Geyikli Baba ve Seydi Balum'dan
bahsetmektedir.
Yunus Emre Türbesi Sarıköylü ve Karamanlı oluşu meselesi hala belli değildir.
Yüzyıllardan beri halk arasında yaşayan inanca göre O, Sivrihisar yakınında
Sarıköy'de doğmuş,çiftçilikle meşgul olmuş, Taptuk Emre adlı bir şeyhe
intisap etmiş, tekkelerde yaşamış ve veliliğe erişmiştir. Anadolu'da on
ayrı yerde mezarı ( daha doğrusu makamı ) olduğu ileri sürülen Yunus
Emre,halk arasındaki inanca ve bazı tarihi kaynaklara göre Sarıköy'de ölmüştür.
Orada yatmaktadır. Bugün, Eskisehir-Ankara yolu üzerindeki Sariköy istasyonu
yakininda, Yunus Emre'nin türbesi ve bir müze bulunmaktadir.
Yunus Emre, dünya kültür ve medeniyet tarihinde bir merhale olmustur. Kültürümüzün
en değerli yapı taşlarındandır. Zira Yunus Emre, sadece yasadigi devrin değil,
çagimiz ve gelecek yüzyillarin da ışık kaynağıdır. Allah ve cümle yaradılmışı
içine alan sonsuz sevgisinden kaynaklanan fikirleri, dünya üzerinde insanlik
var oldukça degerini koruyacaktir. Yunus Emre'nin amaci, sevgi yoluyla dünyada
yasayan tüm insanlarin, hem kendileriyle hem evrenle kaynaşmasını sağlamak
ve sonsuz yaşamda ebedi hayata doğmalarını sağlamaktır.
Yunus Emre adı, her Türk ve Türk kültürünü tanıyıp seven herkes için
bir şeyler ifade eder. Şiirlerinde, her devrin okuyucusu ya da dinleyicisi
kendini etkileyecek bir şey bulmuştur. İlk kez Yunus, şiirlerinde büyük ölçüde
Türkçe kullanmıştır. Yunus'la birlikte dil, daha renkli, canlı ve halk
zevkine uygun bir hale gelmiştir. Gerçi şiirlerinin bir çoğunda, aruz
veznini kullanmıştı, fakat en güzel ve tanınmış şiirleri Türkçe hece
vezniyle yazılmıştır. Böylece, şiirleri kısa zamanda yayılarak
benimsenmiş ve ilahi olarak da söylenerek günümüze dek ulaşmıştır.
Yunus gibi dervişler, ruhlarını, Allah sevgisine adım adım belli aşamalardan
geçerek ulaşmasını sağlamak için usuller geliştirip, "mükemmel bir
şekilde olgunlaştırılmış bir iç yaşantıyı benimserler, bir ve tek
Allah'tan başka tanrı olmadığı inancını paylaşırlar: Bu düşünce içinde,
dünya nimetleriyle ilgilenmek puta tapmak anlamına gelir. Ve dünyada bir şey
sevilecekse, bu, onun ancak Allah'ın yarattığı ve içinde bu yaratıcılığın
ve güzelliğinin yansıdığı bir şey olduğu bilinciyle yapılır. Arayış
içinde olanların yapacağı bir tek şey vardır, inayetini, Yunus'un da bir
çok mutasavvuf gibi nurlu bir inci diye nitelendirdiği Hz.Muhammed (SAV)
peygamberi göndererek gösteren Allah'a yönelmek; Yunus biliyordu ki, cennetin